yalnızlık

etrafınız da doğum gününüzü bilen bir insan olmaması
bazen iyi gelir insana.. ama yaşlılıkta kötü diyorlar..
bir ağaç düşünün. üstünde tüm güzel taşıdığı kuşların cıvıltısı var. bu ağaç yıllar geçiyor yaşlanıyor. daha sonra yerine başka ağaçlar dikiliyor. bu ağaçların da üstünde kuşlar var. ancak güzel kuşlar göç ediyorlar artık. kalıcı kimse olmuyor. daha sonra bu ağaçlar da yıpranıyor. yeni ağaçlar dikiliyor. sonuç bir ormandan farksız. ama tek bir kuş cıvıltısı dahi duyulmuyor artık. çünkü hem kuşlar göç ettiler hem de ağaçlar çoğaldıkça yapraklara çarpan rüzgar gürültüyü arttırdı. cıvıltısı nasıl duyulsun şimdi küçük bir kuşun?

zamanla ağaçlarla bürünmüş koskoca ormanda yalnız kalıyor her bir dal.

yalnızlık sadece tek başına olmak demek değildir. kalabalık içinde de yalnız kalır insan. kendine yer bulamaz olursun.

eskiden çevrem ne kadar geniş olursa o kadar güzel bir hayatım olur sanardım. sonra fark ettim ki arkamdan iş çeviren sahte yüzlerdense "gerçek sandığım bir iki dost" yeter. daralttıkça daralttım çevremi. onlardan da kazık yiyince ve yalnızca çıkar için benimle iletişime geçtiklerini fark edince kimseyi bırakmadım yanımda.

işte şimdi yalnızım
yalnız başıma
insanın kendini yeniden üretebilmesi için ihtiyaç duyulan tekil yaşam biçimi. kalıcı asosyal biçime evrilirse psikolojik destek almayı gerektirir. yeni çağın yaygın hastalığı olarak adlandırılabilir. ingiltere'de bakanlığı kurulmuştur.
çayı tek kişilik demlemekten bıkıp sallama çay kullanmaya başlamak.
yalnızlık, özgürlüktür. acı bir özgürlük öyle ki belli bir yerden sonra hiç bişey tat vermez. birey intihara sürüklenir
(bkz:metin üstündağ) üstadın dediği gibi.
yalnızlık tanrının yanına usulsüz park etmektir.
  • /
  • 2