feanor

Durum: 110 - 0 - 0 - 0 - 28.10.2017 22:22

Karma: 521 - hızlı

5 ay önce kayıt oldu. 1. Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 11

melih gökçek

görevinden el çektirilmiş eski brunei sultanı.

almanlar tarafından st melihburg, slavlar tarafından ise melihingrad olarak bilinen kadim şehir ankara'ya 1993 yılında gelmiştir. aslında seksenlerin sonlarında o zamanlarki adı keçiören olan yeri ele geçirip adını new melihland olarak değiştirmiştir. ardından koca şehri ele geçirmiş ve güzel ankara'mızın melihingrada dönüşmesini sağlamıştır. her türlü uyduruk plastik şelale, fışkırtmalı süs havuzu ve benzeri rüküş şey kendisinin döneminde yapılmıştır. uzun yıllar boyu melihingradı yönetmesi sayesinde şehirde bir çeşit grotesk melihoid mimari gelişmiştir. erken grotesk melihoid mimarinin (1993-2000)en önemli unsurları gir çık tünellerdir. bu tüneller küçük çocukların şehirdeki otobüs yolculuklarında onlara bir heyecan sağlamasına karşılık, şehir trafiğini çözme konusunda bi boka yaramazlar. üstüne üstlük, her tür sağanak yağış esnası ve sonrasında ise bu gir çık tüneller yağmur suyu ile dolar ve güzel ankaralıların neredeyse son buzul çağından beri göremedikleri denize kavuşmalarını sağlar. orta grotesk melihoid dönem (2000-2010) mimarisinin en başarılı örnekleri ise arıtılmış lağım suları ile devirdaimi sağlanan fıskiye, ve şelalelerdir. bu yapıların hepsi en uyduruk ve kalitesiz şekilde yapılırlar. şelale yapılarının dış yüzeyi genelde plastikten olur (burda word'deki gibi dipnot veremediğim için belirteyim: bu plastik şelalelerin çok karakteristik bir örneği ege üniversitesi kampüsü içersinde yer almaktadır. stil ve mimari özellikleri bakımından orta grotesk melihoid dönem mimarisinin ege bölgesindeki en başarılı örneğidir. teşekkürler cando !) herneyse özetle arıtılmış lağım suyundan yapılma şelaleler, fışkırtmalı musluklar ve fıskiyeler bu dönemin en başarılı mimari yapılarıdır. bir de, çin malı estergon kalesi vardır new melihland taraflarında... geç dönem grotesk melihoid mimari ise 2010 2017 yılları arasını kapsar bu dönemde melihingrad'ın dört girişine çok absürt ve bi boka benzemeyen kapılar yapılmıştır. lordumuzun son seçimdeki hileli zaferini simgelerler ve her şubat ayının 30'unda bu kapılardan lord melih, kortej eşliğinde geçit töreni düzenler. kişisel fikirlerine aykırı olmasına karşın, lord melih bu dönemde kentin her tarafını dinazor heykelleri ile süslemiştir. (kendisine sorsanız evrimi reddeder ancak melihingradın her tarafı jura devri dinazorları ile doludur ! teşekkürler lordumuz melih ! senden önce pis cehape yönetimi zamanında sadece mta'nın müzesine gittiğimizde dinazor görebiliyorduk şimdi melihingradın her tarafı jurassic park oley !). ha bir de, beyefendi ağır transformers hastasıdır. kentin kavşaklarında autobotlar ile decepticonlar team fight yaparlar...

zaten buraya kadar usanmadan okuyabildiyseniz malum şahsın ankara'nın içine nasıl ettiğini az çok anlamışsınızdır. hoşçakal su fetişi antepli... bi ankaralı olarak hakkımı helal falan etmiyorum sana...

yunanca

batı medeniyetinin başlangıcı kabul edilebilecek dildir. günümüzde konuşulan modern yunanca attik ion lehçesidir. atina bölgesi/ağzı olarak da sayılabilir. bizdeki istanbul türkçesi gibi.. tabi bunun yanında peloponnessos ve adalarda konuşulan yunanca farklı lehçelere sahiptir. (girit lehçesinden bi bokum anlamazsınız mesela) ama özellikle pontus (karadeniz) lehçesi anakara yunan lehçesinden oldukça farklıdır. hatta bugün karadenizin çok mikro bölgelerinde arkaik (2700 yıllık kabaca) yunanca'nın konuşulduğu çok mikro köyler vardır. o kadar dışarıya kapalıdır ki bu köyler, heriflerin dili hiç değişmemiş bile... oysa biz şu an 8. yüzyıldan kalma orhun anıtlarındaki türkçeyi bile anlayamıyoruz neyse o başka bir konu... modern batı dillerindeki pek çok kelimenin kökeni yunanca'dan gelmektedir. örnek mi ?

sözlüğümüzün adı bile yunanca.. pontus aigaios (keçiler denizi demektir) eh modern yunancada ai e olarak okunmakta... gibi gibi...

weihenstephaner

1040'tan beri şuursuzca bira üreten bavyera menşeli alman markası. dikkatinizi cımbızla çekerim... çağrı bey ile tuğrul bey anadolu'nun kapılarını daha açmayı bırak zorlamamışken bile bu adamlar bira üretiyorlardı... herhalde muhtemelen dünyadaki en eski bira markasıdır.

gelelim lezzete... buğday birası yaptıkları zaten. ama biraz böyle baharatlı bir tadı var. yani klasik türk usulü üst üste 4-5 tane içemezsiniz ikrah edebilirsiniz. tat olarak bize biraz yabancı... ama çok leziz... ama dozunda...

efes pilsen

dünya'da en çok bilinen türk bira markasıdır. son şişe tasarımları üzerinde yer almakta olan tombul şişelerden yapılmış yıldız logosunu çok başarılı buldum... fiyat performans açısından ise en başarılı ürünleri efes malttır.

tombul şişeye hiç girmiyorum... bildiğin memur emeklisi siki kalkmayan amca birası o...

o kadar tombul şişe efes aşeriyorsanız balkona çıkıp paslı balkon demirini yalayın ikisinde de aynı tat olduğuna eminim...

efes malt iyidir...

joseph stalin

kağıt üzerinde bolşevik olmasına karşın totaliter yönetimi açısından imparatorluk rusya'sının çarlarından bir farkı olmayan yahudi asıllı gürcü devlet adamıdır. sovyet eskisi ülkelerden çok tanıdığım oldu. baltık, kafkas, türki cumhuriyetler hatta rus... kendisi hakkında iyi bir şey söyleyen duymadım henüz...

polonya

tarih boyunca almanlar ve ruslar arasında pinpon topu olmuş doğu avrupa ülkesidir.

bir de ben bunların katolik olmalarına çok şaşırmıştım doğu avrupa demir perde falan olunca insanın aklına ilk olarak orthodoksluk geliyor ama hayır. üstelik herifler bizden sonra avrupa'daki en koyu dindar ülke imiş... vay nıssını... stalin'i sevmezler birde...

medieval 2 total war

total war serisinin en güzel oyunlarındandır. sıkıntısı ise malum, din kavramının çok kuvvetli olduğu ortaçağ döneminde geçmesinden mütevellit devletler arası diplomasinin çok katı olması... bir de papalık var ki düşman anüsüne... ulen herif sırf haçlı seferlerine asker göndermedim diye teeee ebesinin şeyindeki irlanda'da bulunan kralıma suikast mi düzenledi engizisyon mu oldu ne şeyse işte öldürdü 10 yıldızlı kralımı... bunun hıncı ile ben de bütün kardinal ve papazlarımı öldürttüm. üstüne ülkemdeki tüm teoloji guildlerini ve kiliseleri yıktırdım. üstüne de papa'ya suikast düzenledim. şimdilerde ise türkler ve emevi araplar ve orthodoks ruslar ittifak halindeyim. yansın avrupa su veren itfaiyenin...

gidilen bardan bardak altlığı çalmak

bir bardan kitap cukkalama olamayacak eylemdir.

gizem şerbet

tek kelimelik tanımlamaları ile sözlüğe minimal bir hava getirmiş yazar.

volkswagen

almanların v'sini hafif f'ye yuvarlayarak telaffuz ettiği otomobil markası. bmw veya audinin olduğu bir evrende beşinci sınıf markadır.

tabi lan manyak garajımda 3 porsche, 2 cabriolet bmw'm var.
  • /
  • 11
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 110

3 erkeğin yaşadığı eve sevgiliyi getirmek

alman askeri kampına fransız hatun bırakmaktan farksız olaydır. tavsiye edilmez. ha illa yapacaz diyorsanız buyrunuz...

(bkz:araba)

araba da yoksa eğer şeyde de yapabilirsiniz... neyse her yöntemi de herkes bilmemeli... tabi bu biraz da bizim bölümün avantajıdır ya neyse...

araştırma görevlisi olunca dağcı ayakkabısı giymek

33 a olur, 50 d olur hiç farketmez... araştırma görevlisi olan her kadın ve erkeğin mütemadiyen yaptığı şeydir. hayır anlamıyorum yani bölüm sekreteri ile asistan (evet franz sen bir asistansın doktoran bitene kadar) odası arasında öyle jilet gibi kayalar, ne bileyim içinde timsahların yüzdüğü hendekler falan yok... sadece boktan devlet dairesi zemini karo kaplama...

unutmadan, jack wolfskin alıyoruz... gerçi o da 3-5 sene önce sükse yapıyordu. şimdi herkesin üstünde var... ama ben kaliteli arş görüm diyorsanız sizi şöyle alalım:


(bkz:columbia)

bir de şuursuzca nescafe içiyorlar efendim. hayır yani birinin en azından danışman hocalarının onlara içtikleri şeyin kahve olmadığını hatırlatmaları gerek... kahve dediğin şeyin telvesi olur. suda çözünebilen oralet kahve... nein keine kahve...

turuncu

sarı ile kırmızının çiftleşmesinden doğan renk.

izmir

kokain gibidir namussuz. yaşadıkça bağımlısı oluyorsunuz. son yıllarda beyaz yakalı istanbullu istilasına uğramaya başlamıştır.

edit: eski adları smyrna smyrne tismurna olan ege şehri.

donanımhaber

zamanında gerçekten bilgi paylaşımı açısından muazzam bir içeriğe sahip olan site idi. son yıllarda özellikle sözlük mecralarında ölücülükleri ile eleştirilmektedirler.

eğer okuduğum haber doğru ise, amazon tarafından kendilerine dava açılmıştır. bence amazon kimlerle uğraştığının farkında değil. süreç amazon'un dh'ye tazminat ödemesi ile bile bitebilir...

root

80 level necromancer'dır. balıklarla birlikte uyuyan egesözlük'ü fel büyüsünü kullanarak yeniden diriltmiştir.

günün ilk entrysini yazmak

bir zamanlar egesözlük, neolitik devrini yaşarken şuursuzca yaptığım şey idi... tek değişmeyen şey o zaman da tez yazıyordum. fak yu tez !

sözlüğü akademik bir ortam zannetmek

sözlüğün şu anki underground havası ile alakalıdır biraz... aslında biz gizli bir topluluğuz ve her akşam yer altındaki gizli karargahımızda toplanıp bourbonları açıp ayin yapıyoruz falan...

yok be hojam ne akademiği 3 gün öncesine kadar hepimiz küçükparkta kıkırdaklı kemikli yarım ekmek döner yiyorduk...

ege üniversitesi'ne geleceklere tavsiyeler

bok gibi üniversitedir. gelmeyin. kütüphanesinde doğru düzgün kitap bulunmaz. ders notunuzu enstitüye göndermeyi unutan dangalak fakülteleri bulunur... hatta ve hatta tecil kağıdınızı askerlik bürosuna yollamayı unutup neredeyse kasım celbinde askere gitmenize bile sebep olabilirler.

batak oynamayı bilmeyen öğrenci

dahil olduğum öğrenci grubudur.

7 yıldır öğrenemedim namussuzu... ama tahminimce matematiksel zekayı tetikleyen bir algoritması var... o yüzden bana hitap etmiyor...

hayır yani, çift deste karıştırıp blöf atmak varken neden batak ?

gizem şerbet

tek kelimelik tanımlamaları ile sözlüğe minimal bir hava getirmiş yazar.
Henüz takip ettiği biri yok.
Henüz takip eden biri yok.